Atam izindeyiz...


  Üye Olmak İçin Tıklayınız.
Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur... ! Mustafa Kemal ATATÜRK
Site Menü

 Ana Menü
tree-L.gif Ana Sayfa
 Atatürk Köşesi
 Ataturk
 izindeyiz.biz
 Turkiyem
 Üye Menüsü
 Forum
 Hesabınız
 Özel Mesajlar
 Kullanıcı Günlüğü
_SOMRESTRICTEDMEMBERS Üye Listesi
 Erişim
 Dosyalar
 Linkler
 Hava Durumu
 Surveys
 Destek
 Bizi Önerin
 Extra
 İstatistikler
 Top 10
 İletişim

Cumhuriyetiz...
Atatürk'ten Mektuplar...
· Bursa Nutku
· ATATÜRK'TEN SON MEKTUP...
· Öğretmenlere...
· Atatürk Albümü
· Atatürk'ün Soyağacı...
· Atatürk'ün gizemi
· Atatürk ve Sanat...
· Atatürk?ün Türk Tarihi Hakkında Düşünceleri
· Anılarla Atatürk...
· Zübeyde Hanım'a Mektubu...
· İsmet İnönü'ye Mektubu...
· Salih Bozok'a Mektupları...
· Ali Fuat (Cebesoy) Paşa'ya Mektubu...
· Miralay Fahrettin Bey'e Mektubu...
· Afet İnan'a Mektubu...
· Sabiha Gökçen'e Mektubu...
· Kurtdereliye Mektubu...
· Behiç Erkin'e Gönderilen Mektup...
· İkbal Gazetesine Mektubu...
· Madam Corinne'e Mektubu...
· Lenin'e Mektubu...
· Roosvele'e Mektubu...
· Müşir Von Falkenhein'a Mektubu...
· Pierre Loti'ye Mektubu
· Fransız Mareşali Lyatey'e Mektubu...
· Curtis Lafrance'a Mektubu...
· Ernest Jackh'a Mektubu...
· 1914 TARİHLİ ÇOK DİKKATE DEĞER BİR MEKTUBU...
Öğretmenlere...
(Zaferini kutlamak için, peşi sıra Bursa'ya gelen İstanbul öğretmenlerine)22.10.1922




Bayanlar, Baylar! İstanbul'dan geliyorsunuz. Hoş geldiniz.
İstanbul'un ışık ocaklarını temsil eden yüce topluluğunuz
karşısında duyduğum zevk sonsuzdur. Yüreklerinizdeki
duyguları, kafalarınızdaki düşünceleri doğrudan doğruya
gözlerinizde ve alınlarınızda okumak benim için
olağanüstü bir sevinç kaynağı oluyor.
Şimdi karşınızda içime dolan en içten duyguyu, izninizi
alarak, açıklayayım: İsterdim ki çocuk olayım ve sizin
ders vermekle ışık saçan çevrenizde bulunayım, sizden
feyiz alayım, siz beni yetiştiresiniz. O zaman ulusum için,
daha faydalı olurdum. Ama ne yazık ki artık elde
edilemeyecek bir isteğin karşısındayım. Bu isteğin yerine
başka bir dilekte bulunacağım: Bugünün çocuklarını
yetiştiriniz. Onları ülkeye, ulusa yararlı insanlar yapınız.
Bunu sizden bekliyorum, istiyorum.
Bayan öğretmenler, Bay öğretmenler!
Belki de eski deyimle "muallime" demediğim için, beni
ayıplıyorsunuzdur. Ben dilimizde ille dişiliği belirten
yabancı ekler kullanmanın gerekli olmadığını sanıyorum.
Evet, erkek, kadın öğretmenler: Bilirsiniz ki ulusumuz
büyük bir yıkım geçirdi. Devletimiz bir çöküntüye uğradı.
Varlığımızı yer yüzünden silme yolunda birçok suçlar
işlendi. Çok çalıştık, bugünkü başarıya ulaştık.
Bayanlar, Baylar!

Bir ulusu, uğradığı herhangi bir yıkımdan kurtarmakta,
bir ulusu uyandırmakta, aydınların ne önemli bir ödevi
olduğu gözden kaçamaz. Diyebiliriz ki bugüne ulus
aydınlarının, doğruluğu, namusu, ulusu ve yurdu sevip
kollayan çabaları ve hele günlük çıkarları hiçe sayan
yüce duyguları ile kavuşabilmişizdir. Ama bugün
ulaştığımız nokta, gerçek kurtuluş noktası değildir. Bu
düşüncemi açıklayayım: Bir ulusun yıkımlara uğraması
demek, o ulusun güçsüz, bakımsız, hasta olması
demektir. Bunun için, asıl kurtuluş, sosyal yapıdaki
hastalığı bulmak ve iyileştirme yollarını aramakla elde
edilir. Ve ancak bilimsel yol tutulmuş olursa sağlık
gerçekleşebilir. Yoksa, derme çatma önlemlerle hastalık
hiç iyi edilemez bir hale gelir. Bir sosyal toplumun
eksikliği ne olabilir? Ulusu ulus yapan, ilerleten ve
geliştiren güçler vardır: Düşünce güçleri, sosyal güçler...
Düşünceler, anlamsız faydasız, akla sığmaz saçmalarla
dolu olursa, o düşünceler hastalıklıdır. Bir de sosyal
yaşayış, akıldan mantıktan uzak, faydasız, zararlı
birtakım görenek ve geleneklerle dopdolu olursa
yaşama sayılamaz. İlerleyemez, gelişemez, inmeliler
gibi olduğu yerde bocalar kalır.
Ulusu ve ülkeyi kurtarmak isteyenler için coşkun sevgi,
iyi niyet, günlük çıkarları hiçe sayma, evet, çok
gereklidir ama, toplumdaki hastalığı görmek, onu
iyileştirmek ve toplumu çağımızın gereklerine göre
ilerletip yetiştirmek için, bunlar yetmez; bunların
yanında bilgi gerekir, teknik gerekir. Bilginin, tekniğin
çalışma ve oluşma çevresi okuldur. Bunun için okulları
açmak ve artırmak gerektir. "Okul" adını hep birlikte
saygı duyarak kutlayarak ayakta analım...
Okul, genç kafalara, insanlığı saymayı, ulusu ve ülkeyi
sevmeyi, bağımsız yaşamayı öğretir; bağımsızlık
tehlikeye düştüğü zaman onu kurtarmak için tutulması
gereken en doğru yolu belleten okuldur.
Yurdu ve ulusu kurtarmaya çalışanların, seçtiği yolda ve
yürüyüşte birer namuslu uzman, birer onurlu bilgin
olmaları gerekir. Bunu sağlayan okuldur. Ancak
böylelikle her türlü girişimi güzel sonuçlara ulaştırmak
elimizde olabilir.
Bayanlar, Baylar!


Ülkemizin en bayındır, en alımlı, en güzel yerlerini üç
buçuk yıl kirli ayaklarıyla çiğneyen düşmanı yenip atan
zaferin sırrı nerededir, bilir misiniz? Orduların
yönetiminde çağdaş bilgi kuruluşlarını kılavuz
yapmaktadır.
Ulusumuzu yetiştirmek için asıl olan okullarımızın,
üniversitemizin kurulmasında hep bu yolu tutacağız.
Evet, ulusumuzun, siyasal, sosyal yaşamında da,
ulusumuzun düşünce eğitiminde de yol göstericimiz bilgi
ve teknik olacaktır. Okulla, okulun verdiği bilgi ile Türk
ulusu, Türk sanatı, Türk ekonomisi, Türk şiir ve
edebiyatı, bütün ince güzellikleriyle belirip gelişecektir.
Bayanlar, Baylar!


Ülkemiz içinde uygar düşüncelerin, çağdaş ilericiliklerin,
vakit yitirilmeksizin, yayılması ve gelişmesi gereklidir.
Bunun için bütün bilgi ve teknik insanları, bu uğurda
çalışmayı bir namus borcu bilmelidirler.
Öğretmenlerimiz,ozanlarımız, yazarlarımız, ulusa, geçen
yıkılış günlerini, bu yıkılışların gerçek nedenlerini
anlatacaklar, söyleyecekler, bu kara günlerin geri
dönmemesi için, yeryüzünde uygar ve çağdaş bir
Türkiye'nin varlığını tanımak istemeyenlere onu tanıtmak
zorunda olduğumuzu hatırlatacaklardır.
Bayanlar, Baylar!


Görülüyor ki en önemli ve verimli ödevlerimiz öğretim
ve eğitim işleridir. Bu işlerde ne yapıp edip başarıya
ulaşmamız gerekir. Bir ulusun gerçek kurtuluşu ancak
bu yoldadır. Bu zaferin sağlanması için hepimizin tek
can, tek düşünce olarak belirli bir program üzerinde
çalışmamız gerekir. Bence bu programdan istenen ve
beklenen iki şey vardır:
1- Toplum yaşayışımızın ihtiyaçlarına uygun düşmesi.
2- Çağımızın getirdiği ve gerektirdiği gerçeklere uygun
düşmesi.
Gözlerimizi kapayıp herkesten ayrı ve dünyadan uzak
yaşadığımızı düşünemeyiz. Ülkemizi bir sınır içine alıp
dünya ile ilgisiz yaşayamayız. İleri ve uygar bir ulus
olarak çağdaş uygarlık alanı ortasında yaşayacağız. Bu
yaşama da ancak bilgi ile, teknikle olur. Bilgi ve teknik
nerede ise oradan alacağız ve ulusun her bir insanının
kafasına koyacağız. Bilgi ve teknik için başka bağ, başka
koşul yoktur.
Akla uygun hiç bir nedene dayanmayan birtakım
geleneklerin, inanışların korunmasında direnip duran
ulusların ilerlemesi çok güç olur, belki hiç olmaz.
İlerlemek yolunda bağları ve koşulları aşamayan uluslar
çağa uygun, akla uygun bir yaşama içinde olamazlar;
genel yaşamada görüşü geniş olan ulusların ellerine
düşüp onlara tutsak olmaktan kurtulamazlar!
Bütün bu gerçeklerin ulusça iyice anlaşılması ve içe
sindirilebilmesi için her şeyden önce bilgisizliği gidermek
gerektir. Bunun için öğretim programımızın, eğitim
davranışımızın temel taşı, bilgisizliği gidermek olmalıdır.
Bu bilgisizlik giderilmedikçe yerimizde sayacağız.
Yerinde duran bir şey ise geriye gidiyor demektir. Bir
yandan genel bilgisizliği gidermeye çalışmakla birlikte;
öte yandan, toplum yaşayışında herkese örnek olacak,
verimli ve etkili olacak kimseler yetiştirmek gerektir. Bu
da ilk ve orta öğretimin günlük yaşamaya uygun
olmasıyla gerçekleşebilir. Toplumlar ancak bu yoldan iş
adamlarına, sanat adamlarına kavuşabilirler. Ulusal
yeteneklerimizi geliştirecek, duygularımızı yükseltecek
üstün insanları yetiştirmeyi de unutmayacağız.
Çocuklarımızı bu öğretim aşamalarından geçirerek
yetiştireceğiz.
Kesin olarak bilmeliyiz ki iki ayrı parça halinde yaşayan
uluslar zayıftır, hastadır. Çocuklarımıza ve gençlerimize
uygulayacağımız öğretimin sırrı ne olursa olsun, onları:
1- Ulusuna,
2- Türkiye devletine,
3- Türkiye Büyük Millet Meclisine düşman olanlarla
savaşabilecek bilgiler ve araçlarla silahlandıracağız.
Özgürlüğünü ve bağımsızlığını korumak yolunda savaş
vermeyi bilmeyen uluslar için yaşama hakkı yoktur. Bu
uğurda savaş gereklidir.
Bayanlar, Baylar!


Açıkça söyleyeyim ki biz üç buçuk yıl öncesine değin
cemaat halinde (ulusal bağları olmayan, rastgele, başka
eğreti bağlarla bir araya gelivermiş olan bir topluluk
halinde) yaşıyorduk. Bizi istedikleri gibi yönetiyorlardı.
Dünya bizi, temsilcimiz ve yöneticimiz olanlara göre
tanıyor ve değerlendiriyordu. Üç buçuk yıldır, ulus olarak
yaşıyoruz. Bunun elle tutulur, gözle görülür tanığı
yönetimimizin biçimidir ki bunu yasalar "Büyük Millet
Meclisi Hükümeti" diye adlandırmıştır.
Bütün dünya bir gün bile unutmasın ki Türkiye devletinin
biricik ve gerçek temsilcisi, yalnız ve ancak Türkiye
Büyük Millet Meclisi?dir. Aşağılık çıkarları için, kendi
kişiliklerini korumak için ülkenin bağımsızlığını ve ulusun
özgürlüğünü düşmana peşkeş çekmekte sakınca
görmeyen, bağımsızlığı yok edecek hükümlerle dolu
Sevr anlaşmasını onaylamaktan çekinmeyen sultanların
bu davranışlarını Türk ulusu artık bir daha görmeyecek,
ancak tarihte okuyup ibret alacaktır.
Bayanlar, Baylar!


Ordularımızın kazandığı zafer, sizin eğitim ordularınızın
zaferi için yer açtı, yol hazırladı. Gerçek zaferi siz
kazanacak, siz koruyup sürdüreceksiniz, bunu
başaracağınızdan kuşkum yok. Sarsılmaz bir inanla ben
ve bütün arkadaşlarım, sizi gözeteceğiz, sizin
karşılaşacağınız bütün engelleri kıracağız.
Son bir söz: Sizin değerli bir toplum olarak Bursa'ya
gelmeniz, yalnız Bursa'yı değil, bütün Anadolu'daki
kardeşlerinizi sevindirdi. İstanbul'dan getirdiğiniz
selamları bütün ulusa ulaştıracağız. Ben de sizden
dileyeceğim ki oradaki kardeşlerimize selamlarımızı
götürünüz. İstanbul'un talihi, İstanbul'da yaşayan öz
Türklerin gönlündeki, vicdanındaki isteklere denk olarak
belirip parlayacaktır.

M.Kemal









Copyright © Atam izindeyiz... Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2007-09-17 (115 okuma)

[ Geri Dön ]
Http://www.izindeyiz.biz Sitemizde Php-Nuke CMS Sistemi Kullanılmıştır.
Sayfa Üretimi: 0.14 Saniye

:: fisubsilver phpbb2 style by Daz :: PHP-Nuke theme by www.nukemods.com ::